Yazar yonetici - Şubat 07 2010 18:52:27
İZ BIRAKANLAR.
Suyunu içip elimi, yüzümü yıkadığım da çocukluğumda saatlerce gür sesiyle hatıralarını anlattığı günlere gidiyor insan. Genelde takım elbiseli, gömlek yaka düğmesi ilikli, gözleri belirgin zayıf yüzlü, taraşını olmuş olarak hatırlıyorum. Kahvede yanına her oturduğumuzda mutlaka bir çay söylerdi. Sert bakışlı olmasına rağmen kendisine olan güveni ve çevresine verdiği güvenle insanları, özellikle gençleri yanında tutmayı bilirdi. Evinin tahta bahçe kapısının önünde mavi veya beyaz gömlek üzerine giymiş kumaş yelekli olarak oturur halini daha çok anımsıyorum.
1998–1999 yılları olsa gerek çok kar yağmıştı köyümüze. Elektrikler 6–7 gün kesilmişti, sular dondan akmıyordu. Özellikle köy halkı hayvanlarının su ihtiyacını bu çeşmeden sağlamıştı. Yaz kış suyu devamlı akan güzel bir hayır hizmetini sağlığında yapıp köyümüze hediye etmişti. Üzerinde ismi bile okunamayan bu çeşmeden dolayı kendisine bir Fatiha ile dua etmek düşüyor bizlere. Birde idamesi için bakım ve temizliğini yapmak. Allah rahmet eylesin, mekânı cennet olsun. 07 Şubat 2010
Yazar yonetici - Aralık 26 2009 12:05:26
KEKİK KOKUSU.
Mevsimlere göre yöremizin zenginliklerini anlatmak üç beş paragrafa sığmaz. Sonbahardan kışa geçtiğimiz bu günlerde yöremizin iklim ve bitki örtüsüne özgü kestane, davulgu üzümü(dağ çileği), melki gibi doğal yiyeceklerimiz halen mevcut. Eylül sonlarında başlamasına rağmen halen bu yiyeceklerimizden melkiyi bulmak mümkün. Özellikle melki toplaması yemesinden daha keyif verici. Bu doğal ürünler yöre halkımızın gıda ihtiyacını da bir nebze karşılıyor.
Çırpı deresi, dede altı, kara Mehmet deresi, Tahta yanı, bağlar, kotaralar mevkilerinde çam melkisi, emir, biber melkisi toplamak yazmakla anlatılamaz. Çam, ardıç, meşe, kokularının karışımında ki havayı soluyup ciğerlerin derinliklerinde hissetmek tarif edilemez. İnsanın yanaklarını tırmalayan ardıç dallarının, sararmış otların arsında ki kekiklerin kokusunu çekmenin verdiği keyif satırlara sığdırılamaz. Meşelerin, ardıçların, çamların yapraklarıyla sarının tonlarına bürünüp desen halı olmuş patikalarda yürümek, insan vücudunu masaj yapan çalılıklar arasında gezinirken yarım yamalak saklanan melkileri görmek kalemle anlatılamaz. Yürürken ayaklarınızın toprakla olan elektriksel iletişimi, savrulan meşe yapraklarının hışıltısı, rüzgârla dans eden çamların fısıltısı ancak yaşanarak hissedilebilir. Çocukluğumuzda yürüyerek bitmek bilmeyen yollar bir nefeste ayakların altında akıp gidiyor sanki. Yaşamın keyfi bu olsa gerek!
Köyümüzde doğup büyüyenlerimiz bu yazılanları az çok yaşamıştır. Yakın çevrelerde ikamet edenlerde fırsat buldukça yaşamaya çalışıyordur. Uzaklarda ikamet edenleri bir nebze buralara getirebildik sek ne mutlu. Yöremizin bu zenginliklerini fotoğraflar daha geniş anlatıyor. Yöremizin güzelliklerine, zenginliklerine sahip çıkmak temennilerimizle, tüm hemşerilerimize sağlık ve huzur dolu yaşam dileriz. 22 Aralık 2009
Haber/fotoğraf : www.kurtlarmahallesi.com
Çimlendirme, ekme, dikme, kazma, sulama derken toplayıp satma zamanı geldi. Bu seneki biber piyasası alımlara verilen fiyatın durumuna göre çiftçimizin yüzünü güldürecek. Beklenen fiyat 500 TL. civarında ama ilk alımların 400–450 TL. civarında olması biraz yüzleri asmışa benziyor. İleriki günlerde fiyatlar alıcının yoğunluğuna göre yükselebilir. Üretim safhasında ki masrafların yüksek olması haklı olarak biber fiyatlarının memnun edici fiyata satılması beklentisini getiriyor. Dileğimiz çiftçimizin ürettiği biberini emeklerini koruyacak, alın terini karşılayacak fiyata satarak ailecek yüzlerinin gülmesidir. Tüm yöremize kolay gelsin der, sağlıklar, bol kazançlar dileriz.
Yazar yonetici - Eylül 29 2009 17:04:40
BAYRAM SEVİNCİ.
Asırlık meşe dallarının altında, çam, ardıç ve doğal bitki örtüsünün görsel zenginliğinde bol oksijenli havayı soluyarak bayramın sevincini bir başka güzellikte yaşama fırsatını bulduk. Bu sene 3 üncüsünü yaptığımız ve de geleneksel hale getirmeyi düşündüğümüz bu etkinliğin önümüzde ki yıllarda da devam etmesini arzu ediyoruz. Amaç pilav yemek değil, akrabaları, yakınları, dostları bir araya getirip bu güzel ortamda hem bayramlaşmak hem de geçmişin anılarını tazeleyip bir nebze yaşayabilmek. Zamanın darlığından köy içinde bayramlaşamadıklarımızla da bayramlaşma fırsatını yakalıyoruz.
Vatan ve ulus sevgisini, kardeşlik ve dayanışmayı, hoşgörü ve yardımlaşmayı öngören, ulus olarak bizleri ayakta tutan örf ve adetlerimizin yaşaması açısından önemli günlerimiz olan Ramazan bayramının bu zenginlikte yaşanılmasına vesile olanları, emeği geçenleri kutlarız. Tüm hemşerilerimize aileleriyle birlikte sağlıklı, başarılı günler diler, mutlu bayramlarda buluşabilmeyi temenni ederiz.
Orta Anadolu yemeği olarak belirtilen keşkek Güney Marmara ve Ege bölgesinin yöresel düğün, nişan, sünnet, hatim, hayır gibi cemiyetlerin ana yemeğidir. Agonyanın yemek kültüründe önemli bir yer tutmasına rağmen yeterince tanıtılamamıştır. Buğday, su, tuz, yağ ve kemikli etten yapılan doyurucu özelliğinin yanında içerdiği vitaminler nedeniyle sağlıklı bir yemektir.
Büyük kazanlarda meşe odunu ateşiyle 8–10 saat süreyle pişirildikten sonra özel yapım ağaç tokmaklarla et ve buğdayın birbiriyle iyice özleşmesine kadar dövülür. Özel tahta kepçeyle büyük tabaklara servis yapılır ve üzerine ayrıca et suyu dökülür. 1970’li yıllarda buğdaylar taş dibeklerde davul eşliğinde dövülür, keşkek kazanları yine davul eşliğinde ikişerli olarak ağaç tokmaklarla dövülür ve servis yapılırdı. Günümüzde ise keşkek kazanları elektrikli çırpıcılarla dövülüyor.
Aydın, Çankırı, Denizli, İzmir, Muğla, Afyon, Amasya yöreleri keşkek yemeğine sahip çıkmış olsa da Yenicemizin yöresel “KEŞKEK” yemeğine sahip çıkarak bu yemek kültürümüzün unutulmamasına gayret gösterelim. Yaz tatillerinde cemiyetlerde keşkek yemeğini tatma fırsatını yakalıyoruz ve bu tatilimize ayrı bir anlam katıyor. Tüm hemşerilerimize sağlık ve afiyetler dilerken, keşkekli sofralarda buluşmak ümidiyle…
Yazar yonetici - Ağustos 22 2009 19:36:50
DAYANIŞMA.
Kar, tipi, fırtına, rüzgâr, azgın sular v.s. tabiat olaylarına karşı direnirken birbirine arka çıkmak, kollamak, dayanışma, yardımlaşma göstermek bu olsa gerek. Çam ve çınar ağacı birbirleriyle olan dayanışmalarıyla azgın sulara, sert ve şiddetli rüzgârlara karşı mücadele ederek yıllara meydan okuyorlar.
Yazar yonetici - Temmuz 26 2009 12:40:34
DAĞLARIN ARKA YÜZÜ.
Kaz dağları denince akla hep Edremit Körfezi’ne bakan yüzü gelir. Kaz dağlarının kuzeye bakan yüzü pek bilinmez. Oysa dağların bu yüzün de ki orman ve bitki örtüsünün zenginliği, kırmızı benekli alabalıkların çırpındığı dereleri, av turizminin etkinliği pek tanınmamıştır. Ayrıca tarih ve kültür zenginliklerinin örtüsü de pek açılamamıştır. Yöresel oyunlar, yemekler, örf ve adetler bu çukurda sanki sıkışıp kalmıştır.
Son yıllarda gelişen iletişim teknolojileriyle bu yörelerimizin dışarıya açılımında kayda değer ilerlemeler gözlenmektedir. Tanıtım çalışmalarında emeği geçenleri kutlarken, çalışmalarında da başarılar dileriz. Tertemiz akan derelerinde yüzen yöremiz çocuklarının mayoları bile yok ama tertemiz yürekleri var.
Yazar yonetici - Temmuz 18 2009 16:27:26
İŞLER YOĞUN.
Tütünler, biberler sulama ve kazma safhasında olduğundan Agonya halkımızın tarım işçiliği çok yoğunluk yaşıyor bu günlerde. Ayrıca buğdaylarda biçilmeyi bekliyor. Halkımızın alın terinin karşılığını hakkıyla almasını dilerken, herkese sağlıklar, başarılar diler, bol verimli bir hasat dönemi yaşanmasını dileriz.
İstanbul’dan çıkıp Ege sahillerine en kısa sürede ve muhteşem tabiat manzaralarının eşliğinde Kaz Dağlarının buz gibi sularını yudumlayarak ulaşmak isteyenlere kısa bir rehberlik yapmak istiyoruz. Dört mevsimin güzelliklerini teneffüs ederek yapacağınız bu yolculuğu dostlarınızla, sevdiklerinizle de paylaşmak isteyeceksinizdir. Bildiğiniz yollara alternatif olarak deneyeceğiniz bu güzergâh aynı zamanda ekonomik de olacaktır. Ege’ye bakan Kaz dağlarının bir de Agonya’ya bakan yüzünü görmenin mutluluğunu yaşayacaksınız.
İstanbul/Yenikapı-Bandırma arası denizyolu, Bandırma-Gönen-Yenice-Edremit güzergâhı karayolu ile keyifli yolculuğa varmısınız? Gönen-Yenice(baraj yolu) arasında mevcut bulunan asfalt yolun haritada gösterilmemesi sizleri endişelendirmesin sakın. Bu güzergâh boyunca ilçelerinde, beldelerinde, köylerinde, mahallelerinde cana yakın, misafirperver insanlarla karşılaşıp tanışma fırsatı bulacaksınız. Mevsimlerin özelliklerine göre meyve, sebze zenginliklerini görmenin yanında yöresel yemeklerle tanışacaksınız.
Güzergâh üzerinde bulunan şifalı kaplıcaları tanımanın yanında kırmızı benekli alabalıkları tatmanın fırsatını yakalayacaksınız. Orman ve bitki örtüsünün renge renk zenginliğinde dağ ve avcılık turizminin keyfine doyacaksınız. Herkese kazasız yolculuklar, seyirler, tatiller.
Yazar yonetici - Ocak 16 2009 16:21:11
DERE ISLAH ÇALIŞMALARI.
Mahallemizin içinden geçmekte olan derenin ıslah çalışmalarına geç de olsa başlanmış olması sevindiricidir. Mevcut haliyle insan ve çevre sağlığını tehdit etmekte olan derenin ıslah edilerek temiz duruma getirilmesini bekliyoruz. 1970 li yıllarda balıklarını tutup tavada kızarttığımız, hayvanlarımızı suladığımız, ördeklerin süslediği, yüzmeyi öğrendiğimiz deremiz çevreye olan hassasiyetimizin azlığı ile birleşen gelişen teknoloji atıklarıyla bu günkü duruma maalesef gelmiştir. Dere ıslah çalışmalarında emeği geçenlere teşekkür eder, yaşanabilir temiz çevreler temenni ederiz.
Yazar yonetici - Ocak 14 2009 16:02:36
ÇEVRE VE DUYARLILIK.
Sakar dağı bıçkı deresi yatağına inşa edilmekte olan gölet çalışmaları gündüzlü-geceli hummalı bir şekilde devam etmektedir. Agonya ovasının suya kavuşmasıyla yöremizin ve ülkemizin kazanımları da artacaktır. Bu projenin planlanmasından bu güne kadar gelinen süreç içinde emeği geçenlere teşekkür ederiz. Çalışmaların başladığı ilk günden bu yana yöremizin halkına iş imkânı sağlamanın yanında ticari bağlamda da getirisi küçümsenmemelidir.
Getirisi olan projelerin elbette ki zorlukları, riskleri de beraberinde gelecektir. Önemli olan riskleri asgari seviyelerde tutabilmektir. Gölet çalışmaları için istimlâk yolu ile mahalle dışına iş makineleri için yol ve park sahaları da yapılmasına rağmen mahalle içi kullanılmaktadır. Okul binaları ofis, yemekhane, yatakhane amaçlı kullanılabilir ama büyük iş makineleri, damperli kamyonlar için park yeri olarak kullanılması riskleri beraberin de getirdiği gibi ekonomik de olmamaktadır. Bir öğlen yemeği için tüm kamyonların mahalleye girip çıkması nasıl ekonomik olur, nasıl emniyetli olur? Yazın toz, kışın çamur deryasının yanında gürültü kirliliği insan sağlığını olumsuz etkilememektedir. Ayrıca istenmeyen trafik kazalarının yaşanmasına da sebep olunabilinir.
Mahalle yollarının darlığı nedeniyle de bazı binaların çatılarına da hasar verilmektedir. Kamyonların ağır tonajları mahalle yollarına zarar vermesinin yanında yüksek olmaları da havai elektrik hatlarını tehdit etmektedir. İş makinesi operatörlerinin ve kamyon sürücülerinin riskler hakkında eğitilmesi yetkililerce sağlanmalıdır. Yetkili ve ilgililerin bu konu hakkında duyarlılık göstererek gerekli tedbirlerin alınmasını arzu ediyoruz. Ayrıca mahallemizde ve mahallemiz dışında ikamet eden vatandaşlarımızın da konu hakkında duyarlılık göstermeleri beklenmektedir.
Hepimizin hatıralarının bulunduğu okulumuz en azından diğer köy okulları gibi atıl olmayıp yöremizin gelişimine yönelik gölet çalışmaları için ofis/şantiye alanı olarak kullanılmaktadır. Beyaz yaka siyah önlüklü koşuşturduğumuz okul bahçemizin ortasında ki tütün kantarını dalına asıp öğretmenimizin birer birer tarttığı çam ağacımızın yeri boş olsa da diktiğimiz diğer çam fidanları büyümüş ve okulumuzu süslemektedir. İç ve çevre düzeni harap gibi olsa da Ulu önder M.Kemal Atatürk’ün “NE MUTLU TÜRKÜM” sözü hala okunabilmektedir.
Haber/fotoğraf : www.kurtlarmahallesi.com 0 Yorumlar · 53 Okuma
·